|
COPYRIGHT 2001 Eastern Mediterranean University
Ozet
Yazma macerasini "Ben once yasadim, sonra yazdim." diyerek anlatan Ozden Selenge, hikayelerinde hatirladiklarini, dinlediklerini, gozlediklerini, unutulmasini, istemedigi her seyi kurgu bir dunya esliginde yaziyor. Cunku o zamanin cok hizli aktigini ve akarken de bazi seyleri beraberinde goturdugunu fark etmistir. Buna bagli, olarak, onun butun eserlerinde zaman bir teknik mesele olarak alinmistir. Hikayeleri halden baslayip gecmise yoneliyorlar, sonra tekrar hale baglanarak tamamlaniyorlar.
Yasanmis gecmislerin yasanilacak gelecekleri etkiledigine inanan Selenge, eserlerinde ayri ayri insanlarin gecmislerini halka halka tamarnlayarak eserlerini meydana getirir. Yazar icin onemli olan insanla ilgili seylerdir. Teknik olarak zamanin onemli gorulmesine ragmen sosyal zaman bu hikayelerde fonu olusturur.
Ozden Selenge'nin anlattiklari Kibris cagrafyasina sigan dunyalardir. O, ozgun bir Kibris kulturunun varligina inaniyor. Hikayeler Kibris'la ozellikle de Lefkosa ile ilgili izlenimlerle, geleneksel birtakim davranis bicimleriyle orulerek genisliyor. Kibris agzina ozgu kelimeleri gayet olculu bicimde hikayelerine yerlestiren yazar, kitaplarinin sonlarina ekledigi kucuk bir sozlukle okuyucusuna yardimci oluyor.
Selenge, bir kadin yazar olarak iyi bildigi kadin dunyasinin gizemlerini de yaziyor. Onun hikayelerinde butun someurulmus, yipratilmis, bastirilmisliklarina ragmen kadinlar on planda yer aliyorlar. Bunlar genellikle mutsuzdurlar. Onlari yasadiklari dunyanmn duzeni mutsuz etmistir. Bu sebeple yazar hayati, toplumu, evlilikleri, gelenekleri ve insani sorguluyor. Kadinlar icin cikis noktasini egitim ve meslek sahibi olmakta goruyor. Hikayelerde ancak bu ikisini birlestirebilenler devam eden duzene karsi koyabiliyorlar.
Resim, Ozden Selenge icin vazgecilmez bir tutkudur. Ayni zamanda ressam olan yazarin hikayelerinde bu, renk ve sekle baglilik olarak goruluyor. Resme ozgu tavir, dili kadinca kullanma sezgisiyle birlesince karsimiza kadin duyarligiyla Kibris'a bakan, Kibris'i yazan bir yazar cikiyor.
Abstract
Ozden Selenge has stated in her memoirs "I experience before I write," as an observation regarding the development of fictitious form. She realized that as she narrates time passes very quickly and takes the things away. The timeline in her works has a technical significance. Her stories begin with the present, goes into the past, and then returns to the present again. Selenge believes that the past has an impact on the present and therefore, she recounts the lives of different people who lived in the past. She is especially interested in human affairs. Time appears to have technical value, however, and the social period is the background in her works.
Ozden Selenge speaks of Cyprus. She believes in the presence of a particular Cypriot culture. Her stories run parallel with what she observed and she successfully included the local Cypriot Turkish dialect in her stories as well as a dictionary of the locally used words in the appendix to help the reader with her books. Selenge writes about the mysterys of a woman's world. In her stories woman's place is priviledged despite all the exploitations and suppressions. These women are generally unhappy because of the complications and the disorders of the world in which they live Therefore, the author questions society, marriage and human traditions. The only opportunity for woman to overcome this unhappiness is to have a job and to be educated. In the stories those who manage to achive this, challenge the established order.
Art for Ozden Selenge is an inevitable passion. This can be seen in her devoted attitude for the colour and shape in her stories. An attitude of art, a perception also expressed in verbal form feclects a woman looking at Cyprus with a female sensitivity.
O. Giris
Ozden Selenge Kuzey Kibrisli bir Turk yazari. Okuyucusu onu simdiye kadar yayinlanan hikaye ve roman turundeki alti kitabi ve yedisi sahnelenmis dokuz oyunuyla tanidi. Ozden Selenge' nin bu yazar kisiligiyle yan yana giden ve sanatci kimliginin diger yarisini olusturan bir ozelligi daha var, ressamligi. Bircok kisisel ve grup sergisi acan Selenge renklere olan tutkusunu yazdiklarina da aktariyor.
Ozden Selenge yazmaya hikaye ile baslamis. Simdiye kadar yayimlanmis dort hikaye kitabi var: Ciceklenemeyiz Bir Erik Agaci (1987), Geceye Acar Gece Tutenler (1993), Fincandaki Kralice (1993) ve Boncuklar Senin Olsun (2001). Once kisa hikayeyi deneyen yazarin son kitaplarina dogru daha uzun hikayeler yazdigi gorulmektedir. Bu, yazara romain da denemeyi dusundurmus olmal. Sana Sevdam Sari (1998), Lale Yuregin Beyaz (1999) adli eserlerinde kalemini bu turde de denemistir.
Bu calismada Ozden Selenge'nin hikayeleri uzerinde durulacaktir. Ancak yazarin hikayeleri ile romanlari arasinda bir takim paralellikler soz konusudur. Eserler arasindaki bu paralelliklere calisma boyunca yeri geldikce isaret edilmistir. Bu sebeple calismanin basinda yazarin romanlari hakkinda da genel bir degerlendirme yapilmistir.
0.1. Romanlarina Kisa Bir Bakis
Sana Sevdam Sari'da Kibris insaninin hayatinda derin izler birakan 1974 Baris Harekati'nin eserin kadin kahramani Zerrin'in dunyasindaki etkileri anlatilir. Insanin gecmisiyle bir butun olduguna inanan yazar, bu arka plana Zerrin ozeliyle Kibris genelini iceren bir gecmis kurgular. Bu sebeple roman halden, yasanan zamandan baslayarak genis bir mazi koridoruna acilir. Kronolojik ilerleyen bu koridor bircok insani, zamani ve mekani iceicerisine alarak tekrar hale baglanir. Zerrin'in Turkiyeli Binbasiya olan sari renkli sevdasi bir yol ayrimindadir. Sevda, kitabin isminden itibaren hissettirilen ayrilikla sonuclanir.
Lale Yuregin Beyaz, yazarin roman turundeki ikinci eseridir. Eserde Kibrisli Lale'nin etrafinda 1974 sonrasi meydana gelen sosyal bir olgu ile bunun insan dunyasindaki izleri anlatilmaktadir. Romanda Turkiye'den Kibris'a goc eden dogulu bir ailenin hikayesi uzerinde durulur. Goc yazara gore uzerinde yasanilan topragin gerceklerinden biridir. Gerek Ada'ya gocler, gerekse simdilerin aci gerceklerinden olan Ada'dan gocler toplumun homojen yapisini bozmustur. Roman Kibris'a umutlarinin pesinde gocen Turkiyeli ailenin yerli halkla kesisen hikayeleriyle genislerken, Lale ogretmenin bembeyaz, sabri benimsemis sevdasiyla yeni boyutlar kazanir.
Ozden Selenge her iki romaninda da Kibris'ta yasamayi onemsemektedir. Kibris sevdalisi bir yazar olarak kahramanlari "karsi taraf"ta, yani Turkiye'de okuma imkanlarini ya kullanmazlar ya da egitimleri bitince geri donerler. Yazar Kibris'i bagli kalinacak, uzerinde yasanilacak vatan topragi olarak gosterir. Bu sebeple topragin gecmisi ve hizla degisenler onu cok fazla ilgilendiriyor. Insanlarin etrafinda neredeyse bir tarih denemesi yapan yazar, bu yolla aslinda suurlu bir direnisi ornekliyor. Hizli degismenin ve yozlasmanin karsisinda kaybedilen ve bir daha donulemeyecek olanlar yiginlar halinde toplaniyor ve bir etnografin dikkatiyle tespit ediliyor. Cogu zaman romanin macerasini kesintiye ug ratan malzeme, tamamen yazarisosyal durum karsisindaki tavrini, bilincli direnusini gostermektedir.
1. Hikayeciligi
Ozden Selenge, yayimlanmis dort hikaye kitabinda 1982 ila 2001 tarihleri arasinda yazdigi yirmi alti hikaye ile bir mensur siirini toplamis. Mensur siir, yazarin "Sevgili annemin anisina" ithafini tasiyan Geceye Acar Gecetutenler in basina yerlestirilmis. Bu yazida yazarin yazma sebebi ve nasil yazdigiyla ilgili bazi cumleler var. Bu cumleler onun bir kadin yazar almasiyla ve yazma seruveniyle ilgili acilimlari da tasimaktadir:
-Yaz oyleyse, gozumuz kasimizdan hem agarmis sacimizdan, bukulmus belimizden, porsumus gogsumuzden, dormadogin kemigimizden oku oku yaz. Kadini, evliyi, evlenmemisi, dulu yoz. Genci, kocamisi yaz. (...)
Don dolas da kagitlarin, kalemlerin tukenmediyse kendini yaz.
Kendimi de yazmasina yazarim da, sende onda oburunde, herkeste biraz kendim varim zaten.
Tumumuz birbirimizdeyiz. Ayn gayri pek yak, renk renk yumaklariz, kimimizin ipligi kalin, kimimizin ince, kimimizin saglam, kimimizin curuk. Oylesine doluyuz, yukluyuz ki kimimiz, orerler orerler de bitiremez, tuketemezler bizi... (1)
Bu cumlelerinden de anlasilacagi gibi, yazar ozellikle kadinlari ve kadin hikayelerini yaziyor. Butun bu hikayelerde bir yasanmislik soz konusu. Ressamliginin da verdigi bir tecrubeyle once gozlemliyor, biriktirdigi gozlemlerine ruh dunyasinda actigi izlenimleri de ilave ederek hikayelerinin rengine ulasiyor. Kendisiyle yapilan bir roportajda da "(...) Ben yazmadan once yasadim. Yasananlari en ince ayrintilarina degin gozlemledim. Gozlediklerimi korudum. (112) diyor. Bu, Ozden Selenge'nin hikayesine yogun bir 'yerlilik' intiba ilave ediyor. Kibris manzarasi ve bu manzaranin icerisinde yasayan Kibris insani. Gelenekleriyle, yasam mucadelesiyle, baski ve direnisleriyle, umut ve umutsuzluklariyla Kibris insani. Fakat hikayeler butun bu gecmisi dusunduren yapilarina ragmen orada kalmazlar ve bir taraflariyla yasanan zamana bui ozelligi kazandirani yerlii bir tecrubeden butun bir insanlik tecrubesine yukselen dunyalaridir. Kendilerine ozgu dunyalariyla erkekler, somurulen kadinlar, aldatilan insanlar, ayakta durma ya calisan genc kizlar, dogru buyumek isteyen cocuklar... Ozden Selenge onlarin ic dunyalarina girmeye calisiyor. Bu sebeple hikayelerinde 'yazar anlatici yi kullanayor. Ama eserinde 'yazar anlatici' ya da 'hakim bakis acisi nin bir sonucu olarak kahramanlarini yonlendirmiyor. Onlarin kaderlerini butun boyutlariyla yasamalarina musaade ediyor. Kahramanlari, cogu zaman kendilerine agir gelen gunluk hayatin bin bir cesit ayrintisiyla kendi sonlorina dogru yavas yavas ilerliyorlar.
Selenge'nin hikae ve romanlarinin bir ozelligi de Kibris agzinin kullanilmasidir. Bu, onun hikayelerindeki yerlilik intibaini guclendiriyor. Hik&ye ve roman dunyasini ise yor Muyor. Cok gerekli gordugu yerlerde ve yearli kahramanlarini konustururken Ada'ya ozgu bir Turkce kullanan yazar, kitaplarinin sonuna kucuk bir sozluk eklemekle de yerli kelimelere sahip cikiyor.
1.1. Hikayelerde Zaman
Ozden Selenge hikayelerinde klasik hikaye tekniginin disina cikiyor ve modern teknikleri deniyor. Serim-dugum-cozum siralamasinin disinda bir yapinin nygulanigi bu hikayelerde zaman, teknik anlamda kurgu dunyanin en...
Read the full article for free courtesy of your local library.
|